RSS

Aylık arşivler: Eylül 2011

Dünyada Bor’umuz Ne zaman Öter?

 Bor Türkiye’yi Uçurur mu? 

Bor Nedir?

Klasik yazı girişiyle önce Bor’u tanımlayalım; Bor temizlik maddelerinden demir-çelik sanayiine, camdan uzay teknolojilerine kadar yayılan çok geniş bir kullanım alanına sahiptir. Ve ileri teknoloji gerektiren endüstri alanlarında kullanımı her geçen gün artmaktadır.

Bor Stratejik bir Maden Midir?

Bor Türkiye için henüz stratejik bir maden değildir. Dünya rezervlerinin %63’ü ülkemizde bulunsa da, dünyanın talebine 400 yıl boyunca cevap verebilecek rezervlere sahip olsak da bu ülkemiz için borun stratejik olduğunu göstermez. Diğer Bor üreticileri olan ABD ve Rusya’nın ise 70 yıllık bir rezerve sahip olduğu söyleniyor.

Son yıllardaki verileri incelediğimizde Bor ihracatımızın neredeyse 4 katına çıkmış olduğunu görebilirsiniz. Peki bunun Türkiye ekonomisindeki yeri nedir? Diğer madenlerle birlikte değerlendirildiğinde Bor’un parasal değerinin %2-3’lerde olduğunu görürsünüz. Şimdi gelelim bunun asıl sebebine;

Bor’un piyasada dolaşan, ticareti yapılan ürünlerini 3 ana grupta toplayabiliriz; 1- Ham Bor Ürünleri, 2-Rafine Bor Ürünleri ve 3-Uç Ürünler… Türkiye bu gruplardan en fazla Ham Bor Ürünleri ve Rafine Bor Ürünleri’nin satışını gerçekleştirmektedir. Hatta dünya pazarının büyük kısmını bu alanlarda elinde bulundurmaktadır da denebilir.

Ama asıl gerçek şu ki Uç Ürünleri üretmediğiniz sürece Bor’dan stratejik ve ekonomik açıdan faydalanamazsınız. Uç ürünler sanayide en çok aranan ürünlerdir. Bu ürünleri üretebilmek için yüksek teknolojiye sahip olmanız gerekmektedir. Peki bu teknoloji biz de var mı? Ne yazık ki yok. Bu teknolojiye sahip Rusya ve ABD gibi ülkelerde bu teknolojiyi satmaktan veya paylaşmaktan yana değiller tabi. Ama şöyle güzel bir gelişme var ki yeni yeni bu teknolojiyi geliştirme alanında çalışmalara başladığımızı söyleyebiliriz.

Bir de şu unutulmamalıdır ki ülkeler arasında çeşitli anlaşmalar yapılır. Her zaman para geçerli değildir. Anlaşmalarda ben senden şu madeni alırım ancak sen de benden şunu alacaksın pekala şart olarak koşulabilir.

Sonuç; Bor Türkiye’yi Ne Zaman Uçurur?

Bor’un Türkiye’yi önümüzdeki 10-15 yıl daha uçuramayacağı kesindir. Ne zamanki Uç Ürünleri üretebilir teknolojiye sahip oluruz, ne zamanki o teknolojiyle ürettiğimiz Bor’u savunma sanayii gibi stratejik alanlarda kullanmayı öğrenebiliriz işte o zaman yavaş yavaş kanatlanır ülkemiz.

Şimdi ülke olarak ne yapmalıyız; bence bırakalım Bor yeraltında mışıl mışıl uyumaya devam etsin ve biz yerüstünde olan gücümüzle Bor teknolojilerini üretmeye çalışalım…

Erhan ŞAHİN

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 22 Eylül 2011 in Bilim ve Teknoloji, Genel

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Arabın Baharından Sonra Avrupa Hazanı Yaşar Mı?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı arap ülkelerini ziyareti sizlerin de bildiği gibi sadece arap ülkelerinde değil tüm dünyada yankı bulmuştur. Ziyaret elbette ki çok önemli idi ama Avrupa bu ziyaretten sonra sonbaharı yaşar mı diye bir soru geldi aklıma…

Avrupa’nın ziyaret rahatsızlığı Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozi (Sarkozy) ve İngiltere Başbakanı Kemırın’ın ani Libya yolculuklarından belli. Biletlerini bile “ekonomi” den almışlardır belki de… AB’nin hamallığını yapan Fransa bu ziyaretten en çok rahatsız olan ülke konumunda. Libya’ya en fazla yatırım yapan ülkelerden biri Fransa. Yunanistan’ın AB’yi her geçen gün daha bir borç batağına sokması da en çok hamal Fransa’yı rahatsız ediyor. Hamal Fransa ile şıracı İngiltere aslında Avrupa’nın prestiji peşinde falan değil, kendi ekonomileri onlar için önemli ve ülkeye akan paralar kesilmesin istiyorlar, özellikle de bu dönemlerde…

Avrupa neden rahatsız belli Recep Tayyip Erdoğan’ın Tunus’taki Medine Çarşısı gezisinde bir kişi tekrar tekrar şu söz söylüyor “ – Ya Emiru’l – Mü’minin, Ya Emiru’l – Mü’minin, Ya Emiru’l – Mü’minin”…  Anlayana bu sözlerin içinde çok anlam vardır, peki ya anlayamayana…

Avrupa anlamamış ama her zamanki gibi önceden doğru tahmin etmiş olabilecek olanları… Avrupa ülkeleri özellikle de Fransa arap ülkeleri ile irtibatı koparırsa bir hazan yaşar mı? Bence yaşar…

Kalın sağlıcakla…

 
Yorum yapın

Yazan: 19 Eylül 2011 in Gündem

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Yazı Yazabilmek ve Ben Üzerine Bir Yazı

Yazabilmek ne güzel şeydir… Hayata notlar düşmektir yazmak, hayatta izler bırakmaktır… Yazabilmek günlük tutmaktır, yazabilmek şiirdir, makaledir, romandır… En güncel deyimiyle ve günümüzdeki tarzıyla yazabilmek paylaşmaktır.

Çok özendim yazabilen insanlara, kalemlerinden çıkanları hayran hayran okuduğum çok yazar olmuştur. Yazmak da taklitle başlar aslında diğer sanat türleri gibi, kimse ilk başladığında özgün olduğunu iddia edemez ama sonrasında özgürlüğüne kavuşan çok olur. Yüreğini dinleyen uçar gider…

Üstad Cemil Meriç diyor ki; Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur. Kendimi bir yazar olarak görmüyorum ama kendi gerçeklerime dair yazabileceklerim olduğunu düşünüyorum. Zamanımın bir kısmını artık yazmaya ayırmaya planlıyorum.

Yazar değilim ama sağlam okurum. Bazen okuduklarımı harmanlayıp sizlerle paylaşacağım bazen de doğrudan okuduklarımı… Yani bazen bazen bazen bazan…

Beni izlemeye devam edin…

Erhan ŞAHİN

 
2 Yorum

Yazan: 18 Eylül 2011 in Genel

 

Etiketler: , , , , ,